4/27/2008

alt metin

çok film izleyenlerde "alt metin bağımlılığı"na sık rastlanır. (Google'da "alt metin bağımlılığı" için hiçbir sonuç bulunamadı." çıkmasının nedeni, bu terimi benim uydurmuş olmamdır)

Alt metin bağımlılığında; sayısız imgeyle, açıyla, komployla, envai çeşit karakterle yoğrulmuş film-sever zihin, kendi tekil bakış açısını ve görüş kısıtlılığını küçümser. Yaşantısını birden çok kameradan görebilmek, kendi bilmediği de "izleyicilerin haberdar olduğu gerçekler"e ulaşmak ister. Hayatının rutin satırlarının arasına sıkışmış çözülesi bir düğüm arayışındadır. Bunun için öncelikle ezelden beri bildiği tek yönteme, hayale başvurur. Oysa 2008 ilkbaharında gelinen teknolojik noktada şahsın hayal pınarı kurumuştur: "The mind compensates for what it lacks" mantığından uzaklara sürüklenmiştir çünkü zihin uzun süre kendi ürünü olmayan yoğun bir imge dumanına maruz kalıp özgülüğünü yitirmiştir. Şahıs; her define adası hayali kurmak istediğinde aklına Dharma'nın beyaz ayıcıkları, her romantizm denemesinde aklına Rüzgar Gibi Geçti'nin çorak toprakları, kanını kaynatan her şiddet dürtüsünde aklına Gladyatör'ün kanlı kılıcı gelmektedir. Şahıs, bu filmlerin hiçbirinin asıl kahramanı değildir. Bu nedenle ikinci bir yönteme başvurur: yaşadıklarını dramatize etmek.
Beyninde yankılanan görkemli bir sountrack eşliğinde hayatının alt metnini oluşturmak, yani gördüğünden çok daha fazlasını...
Sürekli bir filmin içindeymiş gibi davranır bu sevgili şahıs. Kendisine farklı açılardan bakanların ne düşüneceğine, kameranın nasıl hareket edeceğine kafa yorar. Soundtrack seçiminde çok titizdir. Sinematografik sahneler için ayna karşısında pratik bile yapar. İnsanlarla iletişim denemelerini ince eleyip sık dokumakla kalmaz, replikler için de çok uğraşır. Kelimeler ağzından çıktıktan sonra bile loop olur dönerler dönerler dönerler saatlerce beyninde. Nedense daha çok kendi söylediklerine odaklanır zihin bu looplarda karşıdakilerinkinden çok. Sözler ve rutinlerden önemsenesi bir film çıkmayacağını anladığında imalardan bir dünya kurar kendine. "Söylenmeyenler"i yorumlar işine geldiğince. Başrolü kendi üstlendiği için her şeyi üstüne alınır ve paranoyaklaşır.
Son sahne çekilene kadar alt metne, yoktan var ettiğini düşündüğü anlama bağlıdır, bağımlıdır. Filmlerde 5 dakika içinde üstesinden gelinen zorluklara yıllarca göğüs gerer bazen mutlu son için çünkü şiirsel adalete inanır bu şahıs, en azından ilk uzun metraj filminde. En değerli varlığını, zamanını yatırmıştır bu uğurda, elbette peşini bırakmayacaktır.

Geçmişine birkaç film kaydı bırakanlar için ise durum farklıdır.
Bağımlılığın sona erebildiğine, her oyunun kuralının değişebileceğine tanık olmaktır filmin sonunu görmek (bkz:Lost).
Alt metin bağımlılarını anlayabilmektir bir yerde.

 
;